Teknoloji

Akıllı telefonlar ile radyasyon ölçümü artık mümkün

Japonya’daki Hiroşima Üniversitesi araştırmacıları, akıllı telefon kamerasını kullanarak radyasyon ölçümü yapabilen yeni bir sistem geliştirdi. 70 dolarının altında bir maliyetle kurulabilen bu çözüm, özellikle nükleer kazalar veya radyolojik sızıntılar sonrasında sahada hızlı doz değerlendirmesi yapılmasını hedefliyor.

EBT4 film ve mobil görüntü işleme ile akıllı telefonlarda 10 Gy’ye kadar radyasyon ölçümü yapmak mümkün

Radyasyon sızıntılarında en kritik unsur, maruz kalma dozunun mümkün olan en kısa sürede ve doğru biçimde belirlenmesidir. Tüm vücuda 4 gray (Gy) düzeyinde radyasyon alan kişilerin, tedavi edilmedikleri takdirde 60 gün içinde ölüm olasılığının yüzde 50 olduğu biliniyor. Gray birimi, kilogram doku başına emilen bir joule radyasyon enerjisini ifade ediyor ve klinik kararların temelini oluşturuyor. Bu nedenle dozun doğru hesaplanması, tedavi uygulamalarının zamanlaması açısından belirleyici rol oynuyor.

Mevcut radyasyon ölçüm yöntemlerinin önemli bir kısmı, karmaşık laboratuvar analizlerine ya da yüksek maliyetli ekipmanlara dayanıyor. Bu durum, özellikle altyapının zarar gördüğü afet senaryolarında ciddi bir kısıt oluşturuyor. Hiroşima Üniversitesi ekibi, bu sorunu aşmak için EBT4 olarak bilinen radyo kromik bir filmi sistemin merkezine yerleştirdi. Bu film, radyasyona maruz kaldığında anında renk değiştiriyor. Renk değişimi çıplak gözle fark edilebilse de, dozun hassas biçimde belirlenmesi için sayısal analiz gerekiyor.

Geliştirilen sistemde film, radyasyona maruz kaldıktan sonra katlanabilir bir tarayıcıya yerleştiriliyor ve akıllı telefon kamerasıyla görüntüleniyor. Ardından mobil görüntü işleme uygulamaları devreye girerek renk değişimini analiz ediyor ve 10 Gy’ye kadar olan maruz kalma düzeyini hesaplayabiliyor. Bu yaklaşım, cep telefonlarını bir tür taşınabilir dozimetreye dönüştürüyor.

Sistem hem Samsung hem de Apple marka akıllı telefonlarla test edilmiş durumda. Bu detay, çözümün belirli bir donanım ekosistemine bağımlı olmadığını ve farklı cihazlarda çalışabildiğini gösteriyor. Masaüstü tarayıcılarla daha yüksek doğruluk elde edilebilse de araştırma ekibi özellikle taşınabilirliği ön planda tutuyor. Amaç, doğal afetler veya nükleer kazalar gibi en kötü senaryolarda bile çalışabilecek, altyapıdan bağımsız bir çözüm ortaya koymak.

Profesör Hiroshi Yasuda’ya göre ciddi bir radyolojik ya da nükleer kaza durumunda gönüllüler tarafından yerinde doz değerlendirmesi yapılması ve tıbbi müdahaleye dair kararların gecikmeden alınması gerekiyor. Bu noktada sistemin basitliği, evrenselliği ve maliyet etkinliği kritik unsurlar olarak öne çıkıyor. Şu anda araştırma ekibi, protokollerin standartlaştırılması ve sistemin farklı çevresel koşullarda güvenilirliğinin test edilmesi üzerinde çalışıyor. Sıcaklık, nem ve ışık koşulları gibi değişkenlerin mobil kamera tabanlı ölçümleri nasıl etkilediği, saha kullanımının başarısı açısından belirleyici olacaktır. 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu